MIME-Version: 1.0 Content-Type: multipart/related; boundary="----=_NextPart_01CA00AD.96E40AB0" Bu belge Web Arşivi olarak da bilinen Tek Dosyalı Web Sayfasıdır. Bu iletiyi görüyorsanız tarayıcınız veya düzenleyiciniz Web Arşivi dosyalarını desteklemiyor demektir. Lütfen Microsoft Internet Explorer gibi Web Arşivlerini destekleyen bir tarayıcı yükleyin. ------=_NextPart_01CA00AD.96E40AB0 Content-Location: file:///C:/F137B092/puplic2.htm Content-Transfer-Encoding: quoted-printable Content-Type: text/html; charset="us-ascii"
Psikiyatri ve Sinema
PUBLIC ENEMIES - 2009 - İKİNCİ KISIM
Film Detayları ve Görüntül=
eri
için tıklayın
FİLMİN AKIŞI
Zamanının
“Public Enemy=
Number One” yani =
8220;Bir
Numaralı Halk Düşmanı” olarak şöhret
yapmış olan Amerikan Gangsteri John Dillinge=
r’i
beyaz perdede ve televizyonda bir çok
aktör canlandırmıştır. Bunların arasında
kronolojik olarak 1945 yapımı “Dilling=
er”
(Lawrence Tierney), 1960 yapımı ̶=
0;Dillinger” (Ralph <=
span
class=3DSpellE>Meeker), 1973 yapımı “Dillinger”
(Warren Oates), 1991
yapımı “Dillinger” (Mark =
Harmon) ve zamanımızdaki “Public Enemies” (Johnny Depp) sayılab=
ilir.
&nbs=
p; Yazarca
en başarılı olanı da genç yaş denilebilecek=
bir
devrede kansere yenik düşen karakter oyuncusu Warren
Oates’dir. Tabii Dil=
linger
aynı zamanda bir folk kahramanı olarak ta
algılandığından asıl karakteri hakkında pek <=
span
class=3DSpellE>birşey bilmemekteyiz. Zamanımıza gelen
“hovarda, centilmen, kadın ve çocukları koruyan, zor=
unlu
olmadıkça da başkalarının canına zevk
için kıymayan” karakterlerde belirlenen bu soyguncuyu ve
katili en güzel Warren Oates
kuvvetli bir şekilde sergilemiştir. Tabii aynı filmde kanun
adamı Melvin Purvis=
8217;i
senelerin deneyimli oyuncusu ve geçen senelerde kaybettiğimiz B=
en
Johnson’da canlandırınca filmin kalitesi epey
yükselmiştir.
&nbs=
p; “Public Enemies” de =
ise,
bütün filmlerinde başkalarının altından
kalkamayacakları rolleri rahatlıkla oynayan =
Johnny
Depp neden ise burada “donuk”
kalmaktadır. Buna karşılık kanun adamı Melvin Purvis ile
karşımıza çıkan Christian=
span>
Bale, yazarca daha fazla karakter ağırlığını
koymaktadır.
Film, 1933
yılında, Dillinger’in bir FBI
görevlisince İndiana Eyaleti Ağ&=
#305;r
Ceza Hapishanesine getirilmesiyle başlar. Bu arada dokuma tezgahlarında çalıştırı=
;lan
mahkumlar gelen pamuk paketlerinin arasına sı=
;ukıştırılmış
silahlari gardiyanlara göstermeden
dağıtmaktadırlar. Biraz sonra Dillinger=
’i
getiren kanun adamının da aslında onun arkadaşları=
ndan
biri olduğunu ve numara ile dışardaki=
span>
gardiyanların hakkından gelirken içerdeki mahkumların
da sistematik olarak kaçma planını uygulamaya
giriştikleri görülür. Sonunda grubun büyük bir
çoğunluğu kanlı bir şekilde sergilenen kaç=
;ma
işlevinde başarılı olarak kendilerini bekleyen arabaya
atlayarak geçer-giderler.
Bu
kaçış, Federal Hukumet
yetkililerinin, FBI Başkanı Hoover’i=
span>
(Billy Crudup) sigaya çekmelerine ve kendisini ağır
olarak eleştirmelerine sebep olur. Komiteye kızan Hoover oradan
hırsla ayrılır ve Dillinger’in
yakalanması veya öldürülmesinde en iyi adamını
seçmeye yönelir.
Bu arada
kırsal gangsterlerden biri olan Pretty Boy
Floyd’u (Channing Ta=
tum)
FBI görevlilerinden kaçarken izleriz. Peşinde olan grubun
başını çeken Melvin Purvis (Christian Bale) s=
onunda
bir tek tüfek atışı ile uzun zamandır aranan haydu=
du
saf dışı eder.
Bu şekilde
şöhreti artan Purvis’e de Hoove=
r tarafından
Dillinger ve çetesini yakalama göre=
vi
resmen verilir. Purvis hemen en
bıçkın adamlarını toplayarak Dillinger’in
peşine düşer.
&nbs=
p; Bu
arada bir parti esnasında Dillinger, Billy Frechette (Marion Cotillard) isminde=
bir
hanım ile tanışır ve ölünceye kadar
sürdürecekleri ilişkiye başlarlar. İlk defa olarak=
o
zamanların favori şarkılarından biri olan “Bye Bye, Blackbird”
ile dansa kalkarlar ve bu müzik onları birbirine bağlayan
romantik bir araç haline dönüşür.
&nbs=
p; Filmin
bundan sonrasını anlatmak, filmde geçenlerin
yansıtılmasında çok basit kalacaktır. Dillinger Transaksiyonel =
Analizce
daha çok bir çocuk/ergen dürtüsünde uzun plan
yapmadan arka arkaya banka soyarken Purvis de
yetişkin planlaması ve metodları=
ile
onu izlemekte ama her zaman bir adım gerisinde kalmaktadır.
Nihayet bu
baskından sonra kaçan çetenin yaral=
i
olarak ele geçirilenlerinden birine hastanede iken Purvis
işkence yapmak pahasına kümenin nereye gittiği
hakkında bilgi edinir. Geceleyin sarılan dağ av meskeninde
polisler ile haydutlar arasında müthiş bir tabanca-tüfe=
k-makinalı tüfek savaşı başlar=
. Dillinger’in bütün arkadaşlar=
05;
öldürülür ve kendisi de zorla kaçar,
arkadaşlarına eskiden yaşam hanımı getiren umumhane
müdiresi Romen göçmeni Branka =
Katiç (Anna Sage) in evine sığınır. Dillinger Billy ile telef=
onla
görüşür ve kendisiyle buluşacağı yerin
adresini verir.
&nbs=
p; Eninde
sonunda Dillinger’in Billy
ile karşılaşacağını bekleyen Purvis
ise beklenmedik yer ve zamanda Billy’yi
yakalar, Dillinger’in nerede olduğunu
öğrenmek için soruşturmaya alır.
Billy Dillinger’e
çok sadık çıkmıştır ve kendine uygul=
anan
tekme-tokada, şiddete rağmen hiç bir bilgi vermez. Bu arad=
a Purvis’in sekreteri, Billy=
’nin
tokatlandığını ve hırpalandığın=
5;
şefine bildirir. Purvis pür-hiddet ge=
lerek
bu şiddet hareketini durdurur ve dövülmekten ayakta duracak =
hali
kalmayan Billy’yi kucağında
taşıyarak Dillinger’in yerini=
351;
söylemediğinden onun yardakçısı olarak
cezasını çekmek üzere hapishaneye
götürülmesine yardım eder.
&nbs=
p; Purvis, Dillinger’in
saklanabileceği yerlerden birinin Katiç
ile ilgisi olabileceğini düşünmüştür.
Kadını gizlice yanına çağırır ve
vatandaşlık belgeleri tamamlanmamış olan Katiç’i eğer kendilerine yardım
etmez ise 48 saat içinde Romanya’ya geri göndereceği=
ne
inandırır. Bundan korkan Katiç=
, Dillinger’in dışarı ç=
5;kma
planlarını öğrendiğinde kendilerini haberdar
edeceğine söz verir.
&nbs=
p; Bu
arada Billy’nin yakalanmasına
üzülen Dillinger yine çocuk/er=
gen
dürtüsü ile kıyafet değiştirerek polis karargahını ziyaret eder ve etrafta dola#=
1;maya
başlar; hatta polislerden birine radyodan verilmekte olan
maçın skorunu bile sorar. Ondan sonra da kimsenin kendini
tanımamasıyla elini-kolunu sallaya sallaya=
span>
merkezden çıkar-gider. Bu şekilde çocuksu/ergensel
olarak düşmanları ile alay etmektedir.
&nbs=
p; Saklanmasina ragmen Billy’nin yakalanmasindan<=
/span>
sonra Dillinger rahat degi=
ldir.
Hem sevgilisinin yokluğunu duygulamakta he=
m de
bütün arkadaşlarının öldürülmesiyle
yalnız kalmasına endişelenmektedir.
Sıkıntısını dağıtmak için
yanında kaldığı Katiç’=
;e
o akşam bir sinemaya gitmek istediğini söyler. Katiç hemen bunu Federal kanun adamlarına
bildirir. Purvis de bütün
adamlarını toplayarak harekete geçer.
&nbs=
p; Dillinger, Katiç ve
başka bir yaşam hanımı ile birlikte baş
rollerini Clark Gab=
le
ve William Powell’in
paylaştığı “Manhattan Melodrama” filmine gi=
rdiklerinde
polisler yerlerini alırlar ve sinema dağılışı=
nda
birden üç yerden harekete geçerek D=
illinger’i
kurşun yağmuruna tutarlar. “Bir Numaralı Halk
Düşmanı” nihayet ölüm derecesinde yaralanarak
caddeye serilmiştir. Dudaklarının
kıpırdadığını gören ajanlardan biri
eğilerek dinler. Purvis de ne dediğini
sorduğunda bir şey duyamadığını
söyler.
Aynı
ajanı bundan sonraki sahnede kadınlar hapishanesinde Billy’yi ziyaret ederken görürüz=
. Billy önce kanun adamına soğuk davran&=
#305;r
ve kendisinden ne istediğini sorar. Ajan da bir mesajı olduğ=
unu
bildirir. Dillinger’in
öldürüldüğünü ve son nefesinde “Billy’ye söyleyin...Bye Bye Blackbird-Güle Güle Karakuş”
mesajını verdiğini ekler.
Billy’nin gözleri
sulanmıştır. Bu yaşlar bir yandan ölen sevgilisi
için duyguladığı hüzünü, diğer yandan da son
sözleriyle Dillinger’in hala kendisi=
ni
sevdiğini yansıtmasının verdiği sevinci
sergilemektedir.
Filmin eğitim ve terapi=
de
kullanımı:
Filmin belki de =
en
güzel taraflarından biri, sanki geçtiği 1933 senesinin
etik ve ahlakını sergilemesindedir. Gangsterlerin bile saygı
duyduğu toplum gelenekleri duyarlı bir şekilde gözden
geçirilmektedir. Gangster filmlerinin altın devrinde
çevrilen filmlerde zamanımızın beyaz perde
ürünlerinde her iki lafın başında duyduğumuz
“s..t - b.k” “f..k - s...mR=
21;
gibi kelimelere ve benzerlerine yer verilmemiştir.
&nbs=
p; Gangster
sevgilisi bile olsa kadınlara gösterilen saygı filmin di=
7;er
güzel taraflarından biridir. Purvis’in=
,
Billy’yi döven ajanını eka=
rte
ederek döğülmekten bitmiş o=
lan
genç kadına yardımı, erkek-kadın
ilişkilerindeki toplantılarda önemli bir fragman
olarak gösterilebilir. Her zaman kadın dövmeye meraklı
olanların görüp te ibret
alacakları bir film...
Dillinger’i dinleyip mesaj&=
#305;
sevgilisine ileten ajanın etik anlayışı da örnek
olacak hareketlerdendir. Kanun adamı patronuna bile bir şey
duymadığını bildirmiş, Dillig=
er’in
özel yaşamına gösterdiği saygı ile bu
mesajın yalnız sevgilisince alınmasını
yeğlemiştir. Zamanımızda kanun d=
305;şıların
da kanun adam ve hanımlarının da pek uygulamayacakları =
bir
etik ve terbiye...
Purvis ve Dillinger Transaksiyonel =
Analizce
iki ayrı “ekol”e hizmet etmektedirler. Hastalarım=
5;za
açık bir şekilde gösterebileceğimiz bu
davranış farkları terapide faydal=
ı
olabilir.
Dillinger bir
“kötü” çocuk/ergen karakterinde bir şeyi
fazla planlamadan ve metot dışı olarak çalış=
;an
ve bu şekilde kanun adamlarını şaşırtarak alay
etme yoluna sapan bir karakter çizmektedir. Bu =
personalite
adeta “Batman - The =
Dark
Knight” filminde Hea=
th
Ledger’in canlandırdığ=
5;
“Joker - Şakacı” karakterini anımsatmaktadı=
r.
Purvis ise tamamen
“iyi” bir yetişkin sergilemesinde, mantık
çerçevesi dışına çıkmadan daima ha=
rita
ve arkadaşlarının önünde rakibinin
geçmişteki çalışma şekline bakarak bundan
sonraki soygunlarının nerede ve nasıl olacağı
hakkında planlamaya göre hareket etmektedir.
&nbs=
p; Hastalarımıza
belki de verebileceğimiz en önemli mesaj, Di=
llinger
stili çalışmanın belki kısa vadede her zorlu=
7;u
yenebileceği ama uzun vadede Purvis’in
çalıştığı şekilde başarı
için devamlı bir planlamanın gerektiği fikrini
kanıtlamasındadır.
Burada
diğer terapötik bir mesaj da Purvis’in devamlı olarak Dillinger
karşısında çok kere etkisiz kalmasına rağmen
cesaretini ve kendine güvenini hiç bir şekilde kaybetmeden
izlemeye devam etmesidir. Birinde başarı gösteremeyen,
ikincisinde tutturamayan, üçüncüsünde Dillinger’i elinden son anda kaçıra=
n Purvis nihayet dördüncü
çatışmada rakibini alt etmeyi başarmışt=
5;r.
Başka bir
deyimle, “yenile yenile yenmesini”
öğrenmiştir!
&nbs=
p; Bu
filmi, Türkiyede belki de Amerikadakilerden
daha da modern olan dolby ve sensurround
sistemlerinin bulunduğu sinemalarda izlemek ses bakımından
kalitesini arttırmaktadır. Ateşli silahların
konuştuğu sahnelerde patlamalar, kurşun
vızıltıları ve sekmeleri aslına uygun, adeta hakiki
kurşun kullanıldığı algılamasını
yaratmakta, izleyiciler kendilerini çatışmanın
ortasında düşünebilmektedirler.
&nbs=
p; Bilhassa
soygun ve araba takibi sahnelerinde çalınan “Blue Grass”
müziği de heyecanı birkaç kat arttırmaktadı=
r.
&nbs=
p; Bundan
evvel de gözden geçirildiği üzere film maalesef
“karakter gelişimi” üzerine kurulmamışt=
5;r.
Bu izleyicilere adeta bir belgesel görmekte oldukları duygusunu
vermektedir. Christian Bale, Purvis’i
“southern drawl,”
Amerikanın güney şivesiyle gayet güzel
canlandırmaktadır. Dendiği üzere, =
Johnny
Depp bu “hovarda, tehlikeli ve seksi̶=
1;
karakteri canlandırmada adeta geri kalmakta, neden ise Chritian
Bale’in başarı derecesine
erişememektedir.
&nbs=
p; Yazar
iki saat on dakika olan filmi ancak bir saat gösterim gibi
algılamıştır. Bu da filmin, düzeyde kalıp ta =
derinliğe
inememekle beraber ne kadar akıcı olduğunu göstermesi
bakımından enteresandır.
Dr. Fuat U=
lus